Arnavutköy, yüzyıllardan bu yana ayakta kalan üç-dört katlı ahşap evleriyle, İstanbul Boğazı’nın en güzel semtlerinden biridir. Bu semtin özgün nitelikleri en çok arka sokaklarında belirgindir. Gürültüden uzak, mimari estetiğin en güzel örneklerinin sergilendiği dar sokaklarında. Bu sokaklar ayrıca, giderek daha ender rastlanan mahalle havasını da halen korumaktadırlar.

​Fotini, Dolmabahçe Sarayı'na da imzasını atmış Balyan Ailesi'nin kalfalarından biri tarafından 1900’lü yılların başında inşa edilen ahşap karkas bir konağın alt katında. Bu tarihi bina, Ağa Han Mimarlık ödülü sahibi Nail Çakırhan tarafından aslına uygun olarak 1994 yılında restore edildi.

​Fotini kelimesi eski yunancada “ışıldayan” anlamına gelen bir kadın ismi ve aynı zamanda bu evin eski sahiplerinden birinin adı. Kafemizin, bu tarihi evin dokusunu ve içinde yaşamış ve yaşamakta olan ailelerin ruhunu yansıtmasını istedik. Kafenin iç dekorasyonunda kullanılan eşyalar çoğunlukla nesilden nesile aktarılan aile yadigarları. Dolayısıyla Fotini'de babaanneden kalma koltuklar, çocukluk anılarıyla dolu mobilyalar ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş aksesuarlarla karşılaşabilirsiniz.

Bu aile havası, Fotini’nin işletme anlayışını da yansıtıyor. Geleneksel işletme hiyerarşisinden uzak bir yapının parçası olan ekip arkadaşlarımız, Fotini ailesinin misafirlerini keyifle ağırlayan bireyleri. 

 

Fotini'ye gelen misafirin ise kendisini yakın bir arkadaşının evinde gibi hissetmesi en büyük arzumuz.

Aslında amacımıza ulaştığımıza da inanıyoruz. Fotini keyifli, huzurlu bir ortam. Zaten öyle olmasa, biz de burada çalışmazdık. 

Sizi de bekleriz. Gelirseniz Fotini'yi mutlu edersiniz. 

HOŞGELDİNİZ,